Türkçe Deyimler Sözlüğü'nde ara

Misafir umduğunu değil bulduğunu yer.
Misafirin kendisine ikram edilenin dışında bir şey ummamasını anlatır.
Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır.
Mart ayı hem en soğuk, hem de yazdan sağlanan yiyecek ve yakacağın tükendiği bir aydır.
Ateş düştüğü yeri yakar.
Ölüm gibi çok üzücü bir olaya, en çok olayla ilgili olanların üzülmelerinin haklı olduğunu anlatmak için söylenir.
“Derin suyun yufka çıkarsa ne hoş Düştüğü yeri gör yakarmış ateş.” (Mengâşt) / “Ateş yanmayınca tütün mü tüter Ak göğsün üstünde çıban mı biter.” (Karacaoğlan)
Allah çam isteyene çam, mum isteyene mum verir.
Bak: Allah balmumu yakana balmumu, yağmumu yakana yağmumu verir.
Var eli titremez.
Varlıklı kimse, rahat davranır.
Utanma pazar, dostluğu bozar.
Dostlar arasında yapılan alışverişte açık konuşulup iş sağlam tutulmazsa dostluk bozulabilir.
Adam adama yük değil, can gövdeye mülk değil.
İnsanlar arasındaki ilişkilerde daha anlayışlı olmanın, birbirini yüksünmemenin gereği anlatılır.
Meyhaneciden şahit istemişler, mezeciyi göstermiş.
Uygunsuz iş yapan, kendine yakın kimseleri tanık gösterir.
Yalnız öküz, çifte (boyunduruğa) koşulmaz.
Bir işi birden fazla insanın yapması gereğini anlatır.
Köşe taşı köşeye yakışır.
Toplumda herkesin bir yeri vardır. Bir mimarın sağlık memurluğu, bir mühendisin çöpçülük yapması doğru değildir.
“Köşe taşı yine köşeye konur. / Su aktığı yere ulur revane.” (Mengûşi)

Pages