Türkçe Deyimler Sözlüğü'nde ara

Elde olmamak
Bir şeyin insanın isteği dışında olması.
Doğru oturmak
Uslu oturmak.
Dünya gözü ile
ölmeden.
Gözü sulu
Önemsiz şeyler karşısında ağlayan.
Tabanları kaldırmak
Koşmak. (*)
Kaçmak, koşmak anlamında bir deyimdir. Nasrettin Hoca, yağmurlu bir günde evinin balkonunda oturmuş, gelip geçenleri seyredermiş. Yağmurun insanlara oynadığı oyun onu pek eğlendiriyormuş. Yediden yetmişe dek herkes yağmurdan kaçan kaçanaymış. Bir ara tanıdığı yaşlı bir adamın da saçı sakalıyla, cüppesiyle koştuğunu görür, onu durdurarak: “Çoluk çocuğun koşmasına şaşmadım, ama senin şu saçın sakalınla Tann’nın rahmetinden kaçışını bir tuhaf buldum” der. Adam, yağmurdan kaçmanın doğru olmayacağını Hoca’dan duyduktan sonra koşmaktan vazgeçer, bir iyice de ıslanır. Bir başka gün de işin tam tersi olur. Bu kez yaşlı adam oturmuş, yağmuru, insanları seyrederken Nasrettin Hoca’nın paçaları sıvayıp koştuğunu görür. “Bu ne hal Hoca?” diye bağırır. “Ele verirsin talkını, kendin yutarsın salkımı!” Hoca altta kalır mı? “Ben senin gibi yağmurdan kaçmıyorum. Tanrının rahmetini çiğnememek için tabanlarımı kaldırıyorum!” cevabını verir.
Kahpelik etmek
Sözünden dönerek birine kötülük etmek.
Eline eteğine doğru
Dürüst, namuslu.
Mülâhazat hanesini açık bırakmak
Bir kimse hakkında kesin hüküm vermemek.
Dünkü çocuk
Çok genç ve tecrübesiz.
Cephe almak
Birine karşı durmak.

Pages